ISTANBULDAKI BULGARISTAN TÜRKLERI
  Türkiye ile Ekonomik İlişkiler
 
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk Sofya'da Askeri Ataşe iken, Bulgaristan Kooperatifçilik hareketini, Balkan ülkelerindeki kooperatifçilikle ilgili gelişmeleri izlemiş ve incelemiş, Midhat Paşa'nın Memleket Sandıkları olayından önemli ölçüde esinlenmiştir. Nitekim Atatürk, Cumhuriyetin ilanını beklemeden ve diğer bir dizi devrimleri gerçekleştirmeden önce Kooperatif Şirketleri adlı bir kitap yayınlamak suretiyle Türk ulusunun kooperatifleşmesi çağrısında bulunmuştur. Matbuat Umum Müdürlüğü'nün 24 No'lu yayını olarak, 19 Mart 1923 tarihinde yayınlanan Kooperatif Şirketler adlı eserin, imzası bulunmasına karşın, Atatürk tarafından kaleme alınmış olduğunda kuşku yoktur. Çünkü eserde Atatürk'ün Sofya Askerî Ataşeliği yaptığı dönemdeki Bulgaristan Kooperatifçilik hareketinden söz edilmekte, ayrıca yazıdaki anlatım, Atatürk'ün üslubuna tümüyle uymaktadır.

      Baştan sona değin, kooperatifçiliğin yararlarından söz edilen bu eserde, Bulgaristan örneğine geniş yer verilmektedir. Eserde, Almanya, İngiltere, Rusya, Macaristan, İtalya ve Romanya'daki kooperatiflerden de söz edildiğine göre, Atatürk, Sofya'da görevli bulunduğu süre içerisinde esaslı bir biçimde incelemek olanağı bulunduğu Bulgaristan Kooperatifçiliği ile ilgili bilgiler de edinmiştir. Eserin Koy Muallimlerini Vazife Başına davet başlıklı bölümü, önemli ve ilginçtir. "Bulgar köylerini Bulgar muallimlerinin kurtardığını unutmamalıyız.
Ziraat, sanayi ve ticaret erbabının kuvvei istihsaliyesini arttırmak ve istihlakatı tahtı nizama almak, dolayısıyla müşterikler arasında iştirak ve yardım fikrini takviye eylemek suret ile iktisadi ve içtimai pek çok fevaidi cami olduğundan dolayı aslı hazır siyaseti iktisadiye ve içtimaiyesinin büyük bir amili halinde bulunan kooperatif şirketler teşkilatının memleketimizde de taammümü hususunda en büyük hizmeti dokunacak olanlar, her an çiftçi ve ahali ile temasta bulunmak fırsatına malik bulunan kasaba ve köy muallimleridir.
Bulgaristan'da teşekkül eden ve şimdi köylüye pek büyük faydalar temin etmekte bulunan kooperatif şirketleri, hiçbir mecburiyet-i kanuniyeleri olmadığı halde fedakar vatanperver Bulgar köy muallimlerinin gayretleri eseridir. Vatanını seven her Türk köy ve kasaba muallimi de köylerimizi iktisaden ve içtimaen yükseltecek bu müessesatın memleketimizde teammümü hususuna son derece gayret etmeği bir vazife mukaddese-i vicdaniye olarak telakki etmelidir.

     Her ne kadar hükümetimiz tarafından sırf bu şirketler hakkında Meclis-i Milli'ye teklif olunan kanunun Meclis tarafından şimdiye kadar müzakere ve kabul edilen maddeleri meyanında beşinci madde bu hususa sarf-ı gayret etmeği memurlar için bir vazife telakki ediyorsa da arz olunduğu veçhile yükselmeğe pek muhtaç fedakar köylümüzün refah ve saadetine çalışmak ve Vazife-i kanuniye olarak değil fakat bir vazife-i vicdaniye ve vataniye olarak telakki edilmeli ve Türk gençliği meydanı harbe koştuğu gibi memleketimizin iktisadi vaziyetini ıslah etmek üzere de bundan sonra yapmağa mecbur olduğumuz müthiş cidalin başına geçmelidirler. Meclis-i Milliyenin kabul ettiği ve henüz mevkii icraya vazolunmayan beşinci maddede 'Ziraat Müdür ve memurları ile ziraat ve ticaret ve sanayi odaları ve bilumum muallimler kooperatiflerin teşkili hususunda muavenet etmek ve malumat-ı lazımeyi ifa eylemekle mükelleftir. Bunu ifa etmeyen memurlar ve muallimler vazifelerini ifa etmemiş addolunurlar" denilmektedir.

     Bulgaristan ile ticari ilişkiler üç döneme ayrılır. Dünya ekonomik buhranına kadar olan birinci dönemde (1923-1930) iki ülkenin birbirinden satın aldığı malların değeri yılda birkaç milyonu buluyordu. Liberal bir dış ticaret siyasetinin yürütüldüğü bu dönemde Bulgaristan'dan yapılan ithalatın değeri, toplam ithalata göre ortalama yüzde 2 kadardı.
II. Dünya Savaşı öncesine denk gelen ikinci dönemde (1930-1940) Türkiye'de dış ticarette devletçilik ağır basar. Bu dönemde iki ülke arasındaki alışveriş yılda birkaç yüz bin lirayı geçmez. Örneğin, yeni bir ticaret anlaşmasının imzalandığı, 1935 yılında Türkiye'nin Bulgaristan'dan ithalatı 136,000 lira, Bulgaristan'a ihracatı 200,000lira tutarındadır.

     II.Dünya Savaşı'ndan sonra başlayan son dönemde ticari ilişkiler yeniden canlandıysa da başlangıçta ithalat ve ihracatta önemli bir gelişme olmadı. Ancak son on beş yılda iki ülke arasındaki ticaret hacmi nispeten genişleyerek iki katına ulaştı. 1972'de Bulgaristan'dan yapılan ithalatın değeri, toplam ithalat değerinin binde 3'ü, Bulgaristan'a ihracatın değeri ise toplam ihracat değerinin binde 6'sı kadardı. Bu dönemde iki ülke ticaretini düzenleyen anlaşma 23 Şubat 1955'te Ankara'da imzalanmış olan kliring anlaşmasıdır. Her yıl uzatılmakta olan bu anlaşmaya göre, Türkiye Bulgaristan'dan marine, suni elyaf, petrokimya ürünleri, suni gübre, sudkostik, çelik vb. satın alır. Bulgaristan'a turunçgiller, pamuk, fındık, küspe, dokumalar, borasit, buzdolabı, çamaşır makinesi vb. satar. Bunların dışında iki ülke arasında elektrik akımı için bir anlaşma da yapılmıştır. Bununla ilgili tesis ve bağlantılar 1970 sonlarında tamamlanmıştır. Bulgaristan ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler özellikle dış ticaret alanında gelişmeye devam etmektedir. Bu ilişkiler 1974 yılında imzalanan ticaret anlaşmasına dayanmaktadır. Bu anlaşmayla kliring sisteminden konvertibl dövizle ödeme ticaretine geçilmiştir. 1975 yılı içinde Bulgaristan Halk Cumhuriyeti Başbakanı Süleyman Demirel arasında üç görüşme yapıldı. Bu görüşmelerin iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi bakımından büyük önemi vardır. 20 Temmuz 1975'te Süleyman Demirel ile Todor Jivkov, Babaeksi'de kurulan Türkiye - Bulgaristan elektrik alışveriş trafo merkezini hizmete açmak üzere bir araya geldiler. Burada yapılan görüşmeden sonra yayımlanan Ortak Bildiride şöyle deniyordu: "Türkiye ile Bulgaristan, dünya barışı ile, Avrupa ve Balkanlar'da politik yumuşamanın sağlanması konusunda aynı görüşleri paylaşmaktadırlar. İkili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların da hızlandırılmasını dilerler."

      Nitekim bu görüşmenin hemen ardından, gene Temmuz ayında, Varna'da Türk- Bulgar Karma Taşıt Komisyonu toplandı ve iki ülke yurttaşlarının birbirlerinin topraklarında uğrayabilecekleri kazalarda, acil yardımın sağlanması ve gerekli kolaylıkların gösterilmesi üzerinde anlaşmaya varıldı. Bunun yanı sıra Avrupa - Asya telefon bağlantısının geliştirilmesi amacıyla Sofya - İstanbul telefon hattının çekilmesi kararlaştırıldı (bu konudaki anlaşma, 2 Haziran 1976'da Türkiye'ye gelen Jivkov ile Demirel arasında imzalandı.

      1975 yılı Ağustas'unda, Helsinki'de toplanan Avrupa İnsan hakları Konferansı'nde yeniden bir araya gelen Jivkov ile Süleyman Demirel, ikili ilişkilere yeni bir hız kazandırılması konusunda anlaşmaya vardılar. Bu görüşme, gerçekten de Türk - Bulgar ilişkilerinde bundan sonra özlenecek hızlı gelişmenin başlangıcı oldu. Aynı yılın Eylül ayında Varna'da toplanan Türkiye - Bulgaristan ekonomik, Bilimsel ve Teknik işbirliği Komitesi'nde çok önemli bazı anlaşmalara varıldı. Bunların arasında: Beş yıl süreli Ekonomik, Teknik ve Politik Anlaşma ile bu konulara ilişkin bir protokol da yer almaktaydı. İşbirliği alanına giren konular arasında makine yapımı, metalürji, tarım ve gıda sanayii, elektrik enerjisi kimya, petrol, ecza sanayii, taşıt ve ulaştırmacılık, mal değişimi ve turizm ön sıraları alıyorlardı. Ayrıca, çeşitli uyuşmazlık konularına da yeni yaklaşımlar getirilmekteydi.

      TIR trafiği ve elektrik alımı: 1975 yılında iki ülke arasındaki uyuşmazlık konularının başında, Bulgaristan'ın Türkiye'den geçmek zorunda olan ve sayıları yılda 50 bini aşan TIR kamyonlarından alınacak geçiş ücretlerinin saptanması ile Bulgaristan'da yaşayan Türklerin durumu gelmekteydi. Bu iki sorun tam bir çözüme kavuşturulamamıştı, ama iki yıl önce 14 milyon dolar dolayında olan ticaret hacmi 33 milyon dolara, Bulgaristan'dan satın alınmağa başlanan elektrik enerjisi de 100 milyon kws'a ulaşmıştı. Bulgaristan Devlet Başkanı Todor Jivkov, 1976 yılının 2 Haziran'ında resmi bir gezi için Türkiye'ye geldiğinde, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni aşamalar gerçekleştirildi. Todor Jivkov - Süleyman Demirel görüşmelerinin sonunda 6 Haziran'da yayınlanın Ortak Bildiride şöyle denilmekteydi: "Türkiye ile Bulgaristan kara, hava ve deniz ulaşımında işbirliğine gidecekler; TIR'ların Türkiye'de konaklamaları (ki bu konuya Milli İstihbarat Teşkilatı karşı çıkmaktaydı) ve iki ülke arasındaki geçişlerde vize sorunu ise çözümlenmek üzere görüşmelere konu edilecektir." 1976 yılında Türk - Bulgar ilişkilerinde gerçek anlamıyla somut gelişmelerin elde edilebildiği söylenemez. Her ne kadar Bulgarlar 21 Eylül'de, havuzları kendi topraklarında kalacak bir baraj için ortaklık önerisinde bulundularsa da, bu ortaklık gerçekleştirilemedi. 1976 yılında iki ülke arasındaki en önemli gelişme. Türkiye'nin almakta olduğu elektrik enerjisinin yılda 330 milyon kilovat saate yükseltilmesidir.

      Ödeme güçlükleri: 1977 yılına girilirken, iki ülke arasındaki bazı sorunların hala askıda olduğu görülüyordu. Nitekim o dönemin ana muhalefet partisi lideri CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit , Ocak ayında Bulgaristan'a yaptığı gezi sırasında Todor Jivkov'la görüşürken: "bugüne dek elde edilen gelişmeler elde edilebilecek olanların yanında çok azdır" diyordu. 1977 yılı, Türkiye'nin ekonomik bunalıma girdiği ve döviz işlemlerinin hemen hemen tümüyle durduğu yıldı. Bu olgu Türk-Bulgar ilişkilerine de yansıdı ve Türkiye o yıl aldığı 500 milyon kilovat saat elektrik enerjisinin bedelini ödeyememek durumunda kaldı. Bulgarlar'ın "protesto" çekmelerinden sonra, Eylül ayında Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil elektrik alabilmek için Bulgaristan'a gitti. Bu görüşmelerden sonra Türkiye Kasım ayı başlarında yaklaşık 9 milyon dolar borcunu ödedi ve bunun üzerine Bulgaristan elektiriği kesmekten vazgeçti.

 
  Bugün 1 ziyaretçi (8 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=